Çeviri_TavsiyeleriSözlü ÇeviriYazılı Çeviri

Çeviri sektöründe çalışan bir proje yöneticisi çevirmen olmalı mıdır?

Önceki yazımda da açıklamaya çalıştığım gibi proje yöneticiliği birden fazla alanda bilgi birikimine sahip olmayı, çok yönlü ve pratik olmayı gerektiren bir meslek dalıdır.

Birçok farklı iş alanında bulunan proje yönetimi süreçleri tanımı itibariyle aslında birbirlerine temel noktalarda benzese de her iş dalının kendine ait özellikleri sebebiyle birçok noktada da birbirlerinden tamamen ayrılır. Bu noktada beş ana başlığa ayırdığımız proje türlerinden bahsetmek yerinde olacaktır.

Projeler Ar-Ge ve mühendislik projeleri, inşaat ve sabit sermaye yatırım projeleri, bilgi sistem ve yönetim projeleri, büyük bakım projeleri ve ticari projeler olmak üzere genel olarak beş ana alana ayrılır.

Proje yönetimi dendiği zaman akla gelen en büyük alan mühendislik projeleri olduğundan genellikle diğer alanlardaki proje yönetiminin gerekliliği ve mesleki açıdan ortaya çıkışı daha uzun zaman almıştır. Fakat bizim ilgileneceğimiz, aynı zamanda çeviri alanındaki proje yönetimini de kapsayan alan ticari projeler olacaktır.

Proje yönetimi alanı; tüm dünyada da bu konuda sorunlar olmasına rağmen, özellikle Türkiye’deki üniversitelerde yeterli miktarda eğitim müfredatına sahip bir alan değildir. Bu mesleği yapan insanların; çoğunlukla ilgileneceği projelerin bulunduğu meslek dalının farklı birimlerinden gelmiş olup en iyi ihtimalle proje yönetimi alanında sertifika sahibi insanlar olduğu görülmektedir. Bu durum da belli bir süre boyunca “proje yönetimi başlı başına bir meslek midir?” sorusunun akademisyenler tarafından sorulmasına sebep olmuştur. Öyle ki bir süre sonra meslek mi, profesyonel hizmet mi tartışmaları yapılmaya başlanmıştır.

Fakat belirli meslek dallarında oldukça büyük bir öneme sahip olan bu alan tüm bu belirsizliklere rağmen günümüzde dahi bağımsız bir alan olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Alanın akademi kısmında eksiklikler bulunması da proje yöneticilerinin çok çeşitli eğitim geçmişleri olmasına sebebiyet vermektedir.

Bu durum da önceki yazımda da bahsettiğim üzere nispeten daha küçük olan çeviri sektöründe dahi belli bir birlik olmamasına yol açmaktadır. İşletmelerin proje yöneticileri farklı alanlarda eğitim görmüş olabilir ve iş tanımları dahi işletmelerin izlediği yönteme göre değişiklik gösterebilir. Fakat özellikle Türkiye’deki çeviri işletmelerinde genellikle proje yöneticileri çeviri alanında belli bir geçmişi olan veya bu alanı çok yakından tanıyan mesleki tanımlara sahip insanlardan seçilmektedir.

Mesleğin gelişimi ve meslekselleşmesi sürecinde bu durumun uzun vadede yaratacağı olumsuz etkileri öngörebilsem de ben de çevirmenlik eğitimi almış bir proje yöneticisi olarak bu durumun olumlu yanlarının da gözle görülür derecede fazla olduğunu düşünüyorum.

Yazılı ve sözlü çeviride birçok farklı süreç bir arada ilerlediğinden proje yöneticisinin her alana hakim olması gerekir. Öyle ki çeviri sürecine bizzat çeviriyi yapacak çevirmenden dahi daha fazla hakim olması bazı noktalarda oldukça önem taşır.

Örneğin sözlü çeviri proje yöneticisi; çevirmenlerin hangi alanda rahatlıkla çeviri yapabileceklerini, hangi alanların zorluk oluşturabileceğini, çeviri öncesinde sunumların ya da mümkünse konuşmanın çevirmene ulaştırılmasının önemini; çapraz dillerde çevirinin, rölenin zorluklarının ya da içerdiği detayların çevirmene ne ölçüde zorluk sağlayacağını bilip olabilecek en etkin şekilde çevirmenin işini kolaylaştırması büyük bir avantaj sağlaması anlamına gelir. Böylelikle hem çevirmen hem de müşteri projenin uygulanma sürecinden daha çok memnun kalır ve bir sonraki projede yine aynı proje yöneticisiyle iş birliği sağlama ihtimalleri artar.

Özellikle sözlü çeviride birlikte çalışılan proje yöneticisinin tavır ve yaklaşımları çevirmen için büyük önem taşır.

Yazılı çeviride durum biraz daha farklıdır fakat yine proje yöneticisinin konuya dair bilgi birikimi proje üzerinde oldukça önemli bir rol oynayacaktır. Metnin hangi çevirmen ve editör için daha uygun olduğunu bilmek; müşterinin metin özelinde itiraz ettiği kullanım ya da cümle yapılarına hakim olmak ya da en azından ekibin neden bu şekilde bir yaklaşımla metni çevirdiğini bilmek, müşterinin itirazında haklı olup olmadığını kavrayabilmek ve eğer bu itirazında haklıysa editörün ya da çevirmenin nasıl bir yöntem izleyerek doğru çeviriye ulaşabileceği hakkında yol göstermek de genellikle proje yöneticisinin üstlenmesi gereken bir sorumluluk olmaktadır.

Bunun dışında ekibin verdiği emeği karşılıksız bırakmayacak şekilde müşteriye yansıtmak ve bu emeği doğru şekilde karşılayacak bir bütçe ile projeye başlamak hem çeviri ekibinin hem de kaliteli iş sonucunda müşterinin memnuniyetini sağlamak adına oldukça önem arz eder.

Bu süreçleri çevirmenlik geçmişi olmayan biri de ustalıkla yönetemez mi diye soruyor olabilirsiniz. Tabii ki yönetebilir. Alışma sürecinden ve işin inceliklerini kavradıktan sonra çok yönlü bilgi birikimine sahip olan kişilerin yapabileceği bir meslekten bahsediyoruz elbette. Fakat çeviri mutfağını da bilen, konu hakkında detaylı bilgiye sahip olan kişilerin işi yürütme aşamasında çok daha rahat ilerleme kaydedeceklerini düşünüyorum.

Sonuç olarak bu alanda çalışan her proje yöneticisinin çevirmen olmak zorunda olmadığını fakat çevirmenlik geçmişinin proje yöneticisine kesinlikle yardımının dokunacağını söylemekte bir sakınca görmüyorum.

 

 

Referanslar

Rico Peréz, Celia. “Translation and Project Management.” Translation Journal. October 2002. <http://translationjournal.net/journal/22project.htm>

Wideman, Max. “Is “Project Manager” a Profession?” Max Wideman’s Blog. September 2012. <http://www.maxwideman.com/papers/blog_review/intro.htm>

Kazan, Halim. “Proje Yönetimi.” İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi. Web. Erişim Tarihi: Nisan 2020. <https://auzefalmsstorage.blob.core.windows.net/auzefcontent/ders/proje_yonetimi_hk/1/index.html>