14.08.2017 PAZARTESİ
Staj maceralarım kaldığı yerden devam ediyor! Bu haftaya Nubuto ile başladık. Haftanın ilerleyen günlerinde göreceğimiz proje yöneticisi eğitiminden önce terminoloji aramaları, filtrelemeler gibi ufak birkaç nokta üzerinde durduk.
Pazartesi günleri müzeler kapalı ama benim size yine bir müze önerim var. Eğer görmediyseniz I. Kordon’da bulunan İzmir Atatürk Müzesi’nin hem binası hem de içinde bulunan eşyalar göz alıcı. Bu bina, 1875 yılında bir tüccar tarafından ev olarak yaptırılmış, daha sonraları ise İzmir’e giren Türk ordusu tarafından karargâh olarak kullanılmış. 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi sırasında konaklayanlara ev sahipliği yapmış olan müze bir süre otel olarak kullanılmış. Atatürk İzmir’e gelişleri sırasında burada kalmış ve bu bina 1941 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmış. Bu binanın kendinizi bir karınca gibi hissettiren devasa kapıları ve çok yüksek bir tavanı var. Eski yapıların en çok sevdiğim yanı neredeyse her odanın birbirine bağlı olması ve yine her odanın ortada bulunan bir avluya açılması. Bu evde yaşayan bir çocuk olduğunuzu düşünün, herkesten saklanmaya çalıştığınızda sabahtan akşama kadar bir daire çizerek evin içinde koşabilirsiniz!
                     

   I. Kordon- Atatürk Müzesi- Dış Cephe ve Birinci Kat Görselleri

 
15.08.2017 SALI
Bugün bir nevi “seçmeli ders” günüydü. “Yerelleştirme” benim ilgimi çektiği için “Yerelleştirme 102” adı altında verilen eğitime katıldım. Bir önceki yazımda yerelleştirmenin ne olduğundan az çok bahsetmiştim. Yine de özetlemek gerekirse yerelleştirme; elimizdeki kaynak metni hedeflediğimiz kültür, coğrafi konum, hedef kitlenin niteliği gibi özelliklere dikkat ederek biraz daha derinlemesine çeviri yapmaya deniyor.  102 eğitiminde uygulama ve internet sitesi yerelleştirmesi üzerinde durduk. Apple’ın ve Android’in bu konudaki tutumlarını inceledik. Örneğin, Apple tutarlılık açısından tek bir kodlama programı kullanılmasını istiyor; Anroid ise hangi programı kullandığınızı önemsemiyor ancak size bir test programı sunuyor ve çevirdiğiniz metni yüklemeden önce bu programda açmanızı istiyor. İnternetten birkaç basit html kod bularak hali hazırda kullandığınız uygulamalarda ufak değişiklikler yapabileceğinizi biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum.
Konak taraflarını gezmek isterseniz Konak metro istasyonuna yaklaşık on dakika yürüyüş mesafesinde İzmir Etnografya ve Arkeoloji Müzesi var. Arkeoloji Müzesi ile aynı bahçe içinde yer alan Etnografya müzesine giriş ücretsiz. Bu bina 1831’de hastane olarak yapılmış, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetimhane, Hıfzıssıhha ve sonra da Sağlık Müdürlüğü olmuş ve şu an müze olarak kullanılıyor. Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla etnografya, kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim dalıdır. Bu müzede de sünnet odası, gelin odası gibi odalar, çömlekçilik gibi iş kolu tasvirleri, nalın, hamam tası gibi eşyaları bulabilirsiniz. Yalnız aklınızda bulunsun, burası 17.30’da kapanıyor.
Arkeoloji müzesi ise İzmir’de ve çevresinde yapılan kazılardan buluntular, heykeller, mezarlar, dönem paraları; kısacası birçok tarihi eser içeriyor. Bu müze Etnografya müzesine oranla daha büyük ve girişte sesli rehber alabilirsiniz. Bilmeyenler için sesli rehber, çeşitli numaralar tuşladığınızda önünde bulunduğunuz heykel ya da tarihi eser hakkında özel bilgiler sunan ve içinde bulunduğunuz salon hakkında özet bilgiler veren minik bir alet. Bence özellikle büyük müzelerde çok işe yarıyor. Bu müze 19.30’a kadar açık; o yüzden müzeleri akşamüstü ziyaret etmeye karar verdiyseniz öncelikle Etnografya müzesini gezmenizi tavsiye ederim.
16.08.2017 ÇARŞAMBA
Bir şirkette proje yöneticisi ne yapar? Hemen herkes bir proje yöneticisinin sadece birilerine iş atadığını, bazen işini yapmayanlara çemkirdiğini, müşteriyle haşır neşir  olduğunu düşünebilir. Ben size kısaca anlatmaya çalışayım.
Bir çeviri şirketinde çalışan bir proje yöneticisi adeta müşteri ve şirket arasındaki köprü gibidir. Yeri geldiğinde “Bu olmamış!” diyen müşteriyi sakinleştirir, yeri geldiğinde “Bana ne ya, çalışmayacağım işte!” diyen çevirmene bir nevi psikolog görevi görür. Hangi tercümanın hangi uzmanlık alanlarında çalıştığını, hangi zaman aralıklarında müsait olduğunu, acil bir işi ne kadar sürede yetiştirebildiğini bilir. Müşterileri tanır ve onlara göre hareket eder. Kısacası çeviri süreci ile ilgili olan hemen her şeyle ilk ve son ilgilenen kişilerden biridir. Tabii bu kadar tanımladım ama proje yöneticisi de bir insan. Gecenin bir saatinde canı sıkılan çevirmeni eyleyemez ya da daha önceden anlaşılmış olanı değiştirmeye çalışan müşteriyle günün her saati yazışmalarını sürdüremez.  Bunlara ek olarak proje yöneticisinin de bir makine olmadığını ve her bir bilgi kırıntısını aklında tutamayacağını söylemek istiyorum. İşte burada imdada yine Nubuto yetişiyor. Nubuto’da bütün çevirmenlerin ve müşterilerin kaydı tutulabiliyor, çevirmen ve müşteri profillerine ufak notlar eklenerek bir sonraki işlerin daha kolay ve hızlı ilerlemesi sağlanabiliyor.

İzmir’e gelmişken denize gitmek isterseniz çevrede tabii ki bir sürü alternatif var. Bunlardan bir tanesi İzmir’den arabayla yaklaşık yarım saat uzaklıkta minik, hepi topu bir liman ve limanın çevresine dizilmiş yerleşim yerlerine sahip olan Sığacık. Eğer arabanız yoksa dolmuşla da gidebilirsiniz. Güzel bir sahili ve denizi var. Deniz biraz soğuk ama girince alışıyorsunuz!
Arabası olanlar için benim beğendiğim bir başka alternatif Urla’da bulunan Demircili Koyu. Buranın gerçekten buz gibi ama alabildiğine berrak bir suyu var. Maalesef Demircili Koyu’nda güzel tesisler yok, bu yüzden minik bir soğutucu çanta almak iyi bir fikir. Yanınıza portatif sandalye benzeri birkaç eşya da almanızı tavsiye ederim çünkü maalesef şezlong da yok. 
17.08.2017 PERŞEMBE
Bugün altyazı serüvenlerini derinlemesine öğrendik. Bir altyazının çevrilme aşamasına gelebilmesi için öncelikle transkripsiyonunun yapılması gerekiyor. Transkripsiyon, kaynak dilde duyulan her cümleyi direkt yazmak anlamına geliyor. Daha sonra altyazılar ekranda konuşan karakterlerin ağız hareketleriyle uyumlu mu, yani altyazı karakterin konuşmaya başladığı ve konuşmasını bitirdiği zaman aralığında beliriyor mu, bunu ayarladığımız bir aşamaya geçiyoruz. Bu aşama da bittikten sonra çeviriye başlıyoruz. Çevirimizi bitirdikten sonra da dosyayı indirip yazım kurallarını kontrol ediyor ve dosyamızı geri yüklüyoruz. Bu iş baştan sona çok eğlenceli. Dizi veya film izlemeyi seviyorsanız, çeviri yapmak da size göreyse bu işi yapabilirsiniz. Çeviriden önceki kısımları biraz teknik, belki biraz zor gelebilir ama inanın bir kere başladınız mı devamı geliyor.
Yarım gününüzü de Alsancak’taki Kıbrıs Şehitleri’nde gezmeye ayırabilirsiniz. Burası birbirine paralel iki sokaktan ve bu iki sokağı dik kesen birçok minik sokaktan oluşuyor. Ben burayı seviyorum çünkü hemen hemen aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz. Benim size tavsiyem Alavara’da makarna yemeniz. Hafta sonunda akşamları zar zor yer bulabileceğiniz bu minik dükkan sadece tek tip makarna yapıyor ve hızlı servisinden kazanıyor. Burada cüzi bir miktara güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz ve sonrasında Gazi Kadınlar sokağına giderek gözünüze hoş gelen bir mekana oturup bir şeyler içebilirsiniz. Üstelik mideniz de rahat olur, çünkü öncesinde makarna yediniz! Geceyi ya sahil kenarında birkaç midye yiyerek ya da çoğu İzmirlinin bildiği, kimisinin tutkuyla bağlı olduğu, kimisinin de hiç sevmediği “bomba”yı yiyerek kapatabilirsiniz. Bomba, içi tamamen çikolata dolu bir tatlı. Kimine ağır gelebilir ama bir kere deneyin pişman olmazsınız!
               
Bir başka alternatif olarak yine Kıbrıs Şehitleri’nde bulunan Cafe del Mundo’da vakit geçirebilirsiniz. Yalnız dikkat burası da hafta sonu çok kalabalık olduğu için servisiniz gecikebilir. “Ben biraz daha sakin yerlerde takılayım” derseniz size önerim bir ara sokakta bulunan Münire Kafe’ye gitmeniz. Burası bir eskici, gazozcu ve kahveci. Başka bir şey bulunmayan 3 masalı minik bir dükkan. İnanamayacağınız kadar çok çeşit gazoz var, seçmeniz için size bir gazoz çarkı bile sunuyorlar. Çeviriyorsunuz ve hangisi denk gelirse onu içiyorsunuz. Münire Kafe, çocukluğunu 90’lı yıllarda geçirmiş olanların eski zamanlara yolculuk yapmasını da sağlıyor çünkü düdük şeker, leblebi tozu, Sulugöz sakız gibi çocukluğumuza ait bir sürü şey satıyor.
18.08.2017 CUMA
            Haftanın son gününe ufak bir oyunla başladık. Rastgele Türkçe bir sözcük seçtikten sonra bu sözcüğün çeşitli İngilizce anlamlarını kullanarak cümleler üretmeye çalıştık. Örneğin kelimeniz “büyük” ise cümle içinde büyütmek, geniş, kocaman kelimelerini kullanabilirsiniz. Bir anda ve sözlük kullanmadan bu alıştırmayı yapmak ciddi bir beyin cimnastiği. Kitap okumanın önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Eğer bildiğiniz dillerde kitap okuyorsanız hem kelime hazneniz gelişir hem de o dildeki becerileriniz. Bu alıştırmanın amacı aslında aklımıza gelen ilk anlamın her zaman her cümleye uymayabileceğini fark etmek. Örneğin “İngilizce konuşma yeteneğimi geliştirmek istiyorum.” ve “Bu geliştirilebilir bir proje.” cümlelerindeki “geliştirmek” sözcüğü Türkçe’de tek olsa bile, İngilizce’de bu anlamları karşılamak için başka sözcükler kullanılıyor.
Şu an İzmir’de 86. İzmir Enternasyonal Fuarı yapılıyor. Ulaşım için kullandığınız İzmirim Kart ile bu fuara da giriş yapabilirsiniz. İçeride her gün çeşitli konserler, her yaşa hitap edebilecek etkinlikler, açık hava tiyatroları var. Bence hafta sonu akşamlarını değerlendirmek, yemek yemek, birkaç iyi sanatçı dinlemek için iyi bir alternatif.
Haftaya yeni staj maceraları ve yeni İzmir önerileriyle görüşmek üzere!

 Elif Görkem Arslantürk

            Bilkent Üniversitesi

İngilizce & Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü Öğrencisi