Hiçbir şeyden çekmedi çeviri, metaforlardan çektiği kadar. Çeviriye dair benzetmelerin listesine bir başka yazıda yer vermeli muhakkak. Biz bu yazıda Alman ekolünden iki kuramcıya kulak vereceğiz. “Kuram” sözcüğünü duyar duymaz irkilip sayfayı kapatmadıysanız ve hâlâ bu yazıyı okuyorsanız ne mutlu bize; şimdi rahat bir nefes alın. Sözünü ettiğimiz kuramcılar Katharina Reiß ile Hans J. Vermeer. İkilinin 1984 tarihli kitabında şöyle bir tespitleri var ki bu yazının temelini de bu iddia oluşturuyor: “kaynak metin, bilgiye dair bir öneridir” (1984: 119, kendi çevirim). Aynı yazıda hedef metin de yalnızca bir öneri olarak betimleniyor ya, olsun; biz bu yazı için işimize gelen tespite kulak verip asıl konumuza gelelim. Çeviri, seçimleri ve kararları ile muhakkak ki ciddi bir iştir; ancak bazen, kaynak metni fazla ciddiye almamak gerekir!

Umut Sarıkaya’ya ait yukarıdaki karikatür, Reiß ile Vermeer’in bu iddasını doğrular nitelikte. Yani neymiş, Türkçe’deki “adam gibi adam”, İngilizce’de “man like man” olmuyor imiş. Yani, korkmayıp kuramcılara kulak verecek olursak, kaynak metin bize yalnızca bir öneri sunuyormuş: bilgiye dair bir öneri.

Çeviri – sadakat polemiğinden siz de ifrit oluyorsunuzdur artık tahminen; haksız da değilsiniz. Yalnız şu var ki, çevirmen, çeviri ediminin ilerleyen saatlerinde ister istemez kendini kaynak metnin güvenli sularına bırakabiliyor. İşte bundan sakınmak gerek! Yani dediğimiz şu, çevrilecek metnin içeriğini kendi dil dünyasına uyarlamaktan bitap düşebiliyor ya çevirmen… “E, sonuçta burada yazan bu; değiştirmek bana mı kaldı” yahut “burada yazanı aynen çevirmişim işte, kitabı yeniden mi yazacağım” türünden bahanelere sığınabiliyor insan. Bahane demekle küçümsüyoruz da sanmayın “aslına sadık” çeviriyi. Her şeyin bir yeri, bir zamanı var!

Şöyle örnek verelim:

  • “tahmini rakam” tamlamasını İngilizce’ye çevireceksiniz. Sizden herhangi bir yaratıcılık beklenmiyor elbette. “Tahmini” ve “rakam” sözcükleri için birer karışık bulup biraraya getirebilirsiniz pekala. Buna mekanik çeviri diyelim. Burada sizi diğer çevirmenlerden ayıracak tek şey araştırma becerisidir (genç çevirmenler için durum böyle, deneyimli çevirmenleri diğerlerinden ayıracak olan “uzmanlık”tır). Yani siz, “tahmini rakam” için “approximate number” da diyebilirsiniz, “ballpark figure” de!
  • bir diğer durumda ise işin içine kültürel çeviri girer. Bu sefer Türkçe’ye doğru çeviri örneği verelim. Önünüzde bir metin düşünün ki tasvir ettiği durum ile tetiklediği çağrışımları çeviride yakalamak için işte o “birebir çeviri”den fazlası gerek. Kaynak metni fazla ciddiye almadan, zihinde oluşan resmin üzerine gitmek gerek! Tümcemiz şu: “when the daffodils stir a day’s shape”. Gündüzü/günü karıştırmak? Kurcalamak? Ne oluyor bu gündüze allah aşkına? Nergisler gündüzlere bir şey yapıyor ama ne? Şöyle desek nasıl olur: “nergisler gündüzü velvelye verir iken”. Yahut, -burada sevgili Tozan Alkan’ın kulaklarını çınlatmak gerek- çevireceğiniz tümce şu “time’s up”. “Süre/vakit doldu” demek yerine “vakit tamam” desek ne gibi çağrışımlar eklemiş oluruz metne? Bir düşünün…

Bizimkisi yalnızca bir öneri idi. Bilgiye değil, pratiğe yönelik bir öneri. Esas olan, yaşanmış örnekler üzerinden çeviriye ve kaynak metne gereken hassasiyeti göstermek. Yani kimi zaman sıkı sıkıya bağlanmak kaynak metnin sözcüklerine, kimi zaman ise “kelime”ye değil, “kelam”a öncelik vermek. O nedenle, kendi deneyimlerinizi paylaşmaya davet ediyoruz sizi. “Şu şöyle mi çevrilir yahu”, “bunu aslında böyle çevirmek gerekirdi”, yahut “şurada bir buluşum var ki, değme çevirmenlere taş çıkartır” dediğiniz tüm örnek tümce ve cümleleri yorum olarak paylaşın ki bilenlerden bilmeyenlere birer nasihat olsun hepsi!