Dragosfer

Oyun ve Dil

Birçoğumuzun tutkusudur oyun oynamak. Tuşlara basmak, ekrandaki karakter(ler)i kontrol etmek, sanal bir gerçeklikte bulunmak… Oyun denince akla gelen ilk şey eğlencedir fakat “birçoğu” için eğlenceden de fazlasıdır. O dünyanın içinde kaybolmak, keşfetmek, daha doğrusu o dünyanın içinde var olmak… Vakit geçirmek diye bakılır birçok insan tarafından genelde, bir taraftan da hayatın anlamı diye bakılır. En başta dediğim gibi, bir tutku.

Tabii, oyun oynayanlar sadece İngilizce konuşanlar değil. Bu oyunlar dünya çapında oynanıyor ve birçoğu da büyük ilgi gören oyunlar. Haliyle bizim de ilgimizi çektiğinden biz de oynuyoruz. Beğeniriz beğenmeyiz, orası ayrı. Fakat şöyle bir gerçek var: Oyunun bir dili var. İnsanların insanlar için yarattığı bir şeyin muhakkak dili olur. Bu dil de, tahmin edebileceğiniz gibi, çoğunlukla İngilizcedir. Bunun birkaç sebebi var. Oyunlar genelde ABD kökenli oyun şirketleri tarafından yapılır ki ABD’de teknolojiye yönelik atılım ve yatırımların boyutunu düşünürsek, bu mümkündür. Bazı oyun şirketleri de başka ülkelerde kurulur fakat daha geniş bir kitleye hitap etmek için oyunun dilini İngilizce yaparlar (gerçi artık oyunlarda çoklu dil seçeneği mevcut).

Peki Türkiye’de sektörün durumu nasıl? Uzaktan bakıldığında şunu demek mümkün: Yerlerde. Diğer ülkelerle şu noktada karşılaştırılmamız pek de mümkün değil. Oyun sektörünün Türkiye’de fazla gelişmediğini düşünürsek, dilin kullanıcı kitlenin anlayacağı şekilde iletilmesi de bir o kadar az görülür. Zaten, orijinal oyun ve konsol ücretlerinin el yakmasından dolayı insanlar “yılmaya” başlıyor. Bu yüzden şirketler bu noktada Türkiye’ye pek yönelmek istemiyor.

Durum böyle olunca, oyun dilinin Türkçeye çevrilmesi – daha doğrusu yerelleştirilmesi – biraz hayal gibi geliyor. Bu durum hayli üzücü, sonuçta yabancı bir dille başbaşasınız ve belki de oyun ile ilgili kritik bir bilgi o anda oyun içinde geçiyor. Kendi adıma konuşmam gerekirse, bu durumdan pek de şikâyetçi olmadım. Açıkçası, bu durumdan gayet de memnundum. Kendimi zorladım, anlamak için. Zorladıkça anladım. Anladıkça dilim gelişti. Ve bugün rahatlıkta şunu diyebilirim ki, İngilizcem oyunlar sayesinde gelişti.

Ha, bu hep mi böyle kalacak? Zannetmiyorum. Piyasayı sık takip eden biri olarak, durumun aslında o kadar kötü olmadığını, hatta iyiye gittiğini söyleyebiliriz. Özellikle bu noktada, ciddi atılımların yapıldığını görmek mümkün. Bu konuda Sony’i çok takdir ediyorum. Playstation markasına sahip Sony, bu konsola özel oyunları bizim önümüze yerelleştirilmiş bir şekilde koymayı başarıyor. Bunu da 23 Studios adlı yerelleştirme şirketine borçlu. Burada bir noktada dikkat etmek lazım: Oyunlarda sadece Türkçe altyazı görmüyoruz, aynı zamanda Türkçe dublaj da var. Evet, yanlış duymadınız. Hepsi birebir seslendirme sanatçısı tarafından yapılmış. Birçok sesi de film dublajlarından tanımak mümkün. Bu durumda, sıkı bir oyuncunun nasıl mutlu olduğunu görmek paha biçilemez. Kendimden yaşadığım için biliyorum.

Peki bu bizi neden bu kadar mutlu ediyor? Çünkü buna açız. Hep bunu beklemişiz aslında içten içe. Hep bir yerlerde bunu aramışız. Dolayısıyla da hem sevdiğiniz türde bir oyunu oynamak hem de kendi dilinizde bunu görmek, size iki kat eğlence sunuyor. PS4’ün de raflardaki yerini alması ve daha bir sürü konsola özel oyunun çıkacak olması bize daha çok yerelleştirilmiş ürünün geleceğini gösteriyor.

Acaba sadece şirketlerin tekelinde mi bu “yerelleştirme”? Hayır tabii ki. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum, Oyun Çeviri diye bir topluluk var. Burası, insanların çevirmen veya seslendirmen olarak başvurup kabul edildiği gönüllü bir topluluk. Herhangi bir para almıyorsunuz yaptığınız işten fakat çevirdiğiniz her kelime veya seslendirdiğiniz her söz, büyük bir kitleye hizmet ediyor. Yaklaşık 60.000’den fazla takipçisi olan bu toplulukta kişiler takım halinde çalışıyor. İlk önce oyun dosyaları taranıyor, sonra bu dosyalar çıkarılıyor (ses veya yazı) ve ardından takımlara dağıtılarak işe konuluyor. Bu, çok uzun bir süreç olabiliyor. Modern Warfare 3 oyununa Türkçe dublaj yapmak neredeyse 2 sene aldı ama sonunda değdi. Birçok kişi tarafından beklenen bu dublaj, ufak hataların göz ardı edilmesiyle, çok beğenildi. Bizzat ben, çok beğendim. Hatta Oyun Çeviri’de çalışma imkanım bile oldu. Oradayken, Batman: Arkham Origins, The Wolf Among Us ve Dead Space 3 oyunlarında takım çalışmalarına dâhil edildim. 6 aylık tecrübem bana disiplin ve takım çalışması kazandırdı.

Son olarak şunları söylemek istiyorum: Çeviri veya yerelleştirme kolay bir iş değil. Muhakkak zorlukları olacaktır ama aşılamayacak bir yol değildir. Gayret ve azmin sonunda, başarı her zaman geliyor. Unutmamak lazım, Roma bir günde kurulmadı…

Yazar: Barış Eral

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.