İyi bayramlar dostlarım,

Bu bayrama Şeker Bayramı da denir, Ramazan Bayramı da.
Kutlu olsun, mutlu olsun, mübarek olsun denir, iyi bayramlar, mutlu bayramlar, hayırlı bayramlar denir. Yerine göre, gönlüne göre, tarzına göre kullanırsın. Bugün bayram, bayramlaşalım.

Türklerin tarihte yönettiği ve nüfus çoğunluğuyla yaşadığı bölgelerde, kökeni Sanskritçe “rama”, kutlama sözcüğünü dayandığı söylenen, Göktürk anıtlarında ve Kaşgarlı Mahmut’un Türk dili sözlüğü Divan-ı Lügat-ut Türk’de yer verilen Bayram sözcüğü kullanılıyor.

Arap kültürünün hakim olduğu coğrafyalarda aynı anlama gelen Eid el Fitr demişler. Öze, fıtrata, normal hayata dönüş ve fatır, yani oruca son verme anlamına geldiği söyleniyor.

Arapça Birleşmiş Milletlerin 6 resmi dilinden biri olunca İngilizce konuşulan dünyada Bayram sözcüğü büyük oranda unutulmuş, herkes Happy Eid veya Eid Mubarak diyor.

İngilizce yazışırken Eid Mubarak ya da Happy Eid dediğinizde çoğu yönetici anlıyor.

Rusça, Sırpça ve Türki dillerin konuşulduğu Avrasya bölgesi hala Ramazan Bayramı kullanıyor.

İnternette “Festival of Sweets” diye aradığınızda Arap kültüründe de Ramazan Bayramına özel şekerlemeler ve tatlılar yapıldığını görebiliyorsunuz.

Bu ülkelerle yazışıyorsanız Happy Bayram (Bajram) hatta Bayram Serif Mubarek (Olsun) deseniz, muhataplarınız Türk kökenli olmasa bile anlarlar, en azından eskiler ve okumuşlar anlar.

Hz. Muhammed Ramazan Bayramında sabah namazdan önce ve sonra hurma yediği için Ramazan Bayramında tatlı yemek, şeker yemek sünnet kabul ediliyor. Şeker Bayramı bu anlamda eski günlerde de kullanılmış diyenler var. Arşiv belgelerini göstererek örnekler veriyorlar. Haksız da değiller.

Osmanlı yemek kültürünü araştıran uzmanlar 1500’lerde sarayda safranlı baklava yapıldığını anlatıyor.
Ramazan’ın 15. gününden itibaren tepsi tepsi baklavalar yeniçerilere dağıtılırmış.

Ramazan boyunca imparatorluğun dört bir yanından gelen ustalar tatlı başta olmak üzere hünerlerini direkler arasında sergiler, büyük konaklara ve saraya yemek satma, sözleşmeli aşçı olma umudunu taşırlarmış.

Bu Ramazan panayırları Osmanlı füzyon mutfağının doğuşuna vesile olmuş. Şimdi Rum, Türk, Ermeni, Kürt, Arap, Sırp fark etmez aynı yemekleri yapar durur, bu aslında bizim demeyi de ihmal etmeyiz. Oysa bir imparatorluk, bir büyük İstanbul ve saray mirasıdır.

Osmanlı sarayının son dönemde yabancı elçiliklere gönderdiği protokol davetlerinde Iyd-i Şerif gibi ibareler var. Büyük bayramın Kurban, küçüğün Ramazan olduğuna gönderme yapan kelimeler de kullanmışlar. Fakat bu kullanım protokol dilinde kalmış.

Çok çok eskilerde, Ramazan’da fakirlere elbise dağıtıldığı için elbise bayramı denilen bölgelerin olduğu İslam Ansiklopedisinde yazıyor.

Kimi yazarlarımız Osmanlı metinlerinde geçen Şeker Bayramı ifadesi aslında Şükür Bayramıdır diyorlar ama bana mantıklı gelmiyor. Hem bayramda şeker yemenin sünnet olması bakımından hem de bayrama özel tatlıların ve akide şekerlerinin yapıldığı bir ülke neden Şükür Bayramı desin.
Şeker demişler.

Halk içinde Ramazan da demişler besbelli, çok geniş bir coğrafyada (Araplar hariç) hala kullanılıyor. İyd, Eid, halka inmemiş, bugün de sorsanız çok az kişi anlar ne olduğunu.

Bugün bazı dindarlarımız Şeker Bayramı dendiğinde Ramazan’a yeterince hürmet edilmediğini düşünüyor. Bazı modern çevreler de Ramazan dendiğinde karşı mahalleye ait olan bir jargon kullanma endişesini taşıyor.

Bence bunlara gerek yok. İkisi kelime de gönül rahatlığıyla kullanılabilir. İkisi de bize ait, bizi anlatıyor, dünden bugüne ve geleceğe.

Osmanlı’dan bugüne bayram şekeri, kahvesi ve likörü bir gelenek olarak yaşıyor.

Yaşatmaya devam edelim.
Bayramınız kutlu, mutlu ve mübarek olsun :)