Çeviri_Tavsiyelerikonferans çevirmenliğiSözlü Çeviri

Simultane Çevirmen Çalışma Koşulları

Simultane çeviri en zor meslek dallarından biridir. Zorluk derecesi beyin cerrahı, jet uçak pilotu veya Formula 1 yarışçısıyla kıyaslanacak kadar yüksektir. Bir yandan konuşmacıyı dinlerken diğer yandan anında çevirebilmek, öncelikle bolca antrenmanla beslenen büyük bir yeteneği, sonrasında genel kültür ve alan bilgisi açısından son derece donanımlı olmayı gerektirir.

Duyamazsak çeviremeyiz; standartlara uygun çeviri ekipmanı kullanılmalıdır

Anında çeviri yapabilmek için öncelikle iyi duyabilmek gerekiyor. Bu sebeple simultane çevirmenlerin çalışacakları kabinler, kullanacakları kulaklık, mikrofon ve ses sistemleri ISO standardıyla belirlenen düzeyde olmalıdır. Bu standartlar yüzlerce çevirmenin görüşü alınarak test edilmekte ve geliştirilmektedir.

Her kelimeyi bilmiyoruz, araştırmamız ve hazırlık yapmamız gerekiyor

Sanılanın aksine çevirmenler her kelimeyi bilmezler. Deneyimli bir yazılı çevirmen hafızasında 20.000’den fazla  kelime tutarken, kıdemli bir simultane çevirmen 50.000 ve üzeri sözcükle yaşar. Modern dillerdeki sözcük ve terim sayısı, türevleriyle beraber milyona varmaktadır. İşte o nedenle sözlü çevirmenlere toplantıdan önce sunumları, ve varsa teknik terim listelerini ulaştırmak gerekir. İyi hazırlık, iyi çevirinin ön koşuludur.

Üç tür hafıza tekniği kullanırız; uzun, kısa, çalışma hafızası

Simultane çevirmen üç tür hafıza tekniği kullanır. Uzun süreli hafızasında öğrendiği ve sık kullandığı, sayısını on binlerle ifade edebileceğimiz kavram vardır. Kısa süreli hafızasını işe hazırlanırken ve yoğun bir iş sezonunun ortasındayken birkaç bin kelimeyle destekler. Üçüncü hafıza tekniği ise çalışma hafızası olup, işi yaptığı gün ve an içerisinde, bir yandan çeviri yaparken, karşılaştığı kavramlara inisiyatif alarak, bazen yorum yaparak amacına uygun çözümler bulmasını sağlayan, canlı ve kendi kendini besleyen bir hafıza becerisidir.

İki, bazen üç dilde dinlemek, anlamak, çevirmek ve konuşmak inanılmaz yorucudur

İnsanlar dinlemekten yorulur da çevirmenler çevirmekten yorulmazlar mı sanıyorsunuz? Hem de iki hatta üç kat daha çabuk yorulurlar. Sözlü çevirmenler, simultane, ardıl veya fısıltı çevirisi yaparken ekipler halinde çalışmalıdır. Tek başına simultane çeviri olmaz; iki, bazen üç çevirmenden oluşan bir ekip kurulmalıdır. Yarım saat – 45 dakikalık bir toplantı için bir çevirmen yeterli performansı sağlar, ama süre bir saati aşmaya başladığı anda çevirmende yorgunluk, sözcük atlama, sayıları ve tarihleri şaşırma gibi hatalar belirir. Toplantı daha uzarsa çevirmen tam bir zihinsel karanlığa düşüp kilitlenebilir. İstisnai durumlarda, dayanıklılığı çok yüksek bazı meslektaşlarımız tek başına kahramanlık yapmış olabilirler. Ama bu kuralı değiştirmez. Tıpkı şehir içinde son sürat araç kullanmanın tehlikeli ve yasak oluşu gibi, ciddi toplantılarda en az iki simultane çevirmenle çalışma ilkesinden taviz verilmemelidir.

Ardıl çeviri iki, aralarla üç saate kadar tek başına altından kalkılacak bir görev olmakla beraber, tam gün layıkıyla sürdürülecek bir çeviri türü değildir. Kaliteye, prestije önem veren kurumlar ardıl çeviri için de en az iki profesyonelle anlaşmalıdır.

Tek kişi dinlediğinde tek tercüman yeterli olmaz

Sık düşülen bir yanılgı, tek kişi dinliyor zaten neden iki çevirmen çalışıyor sorusudur. Yukarıda izah ettiğimiz gibi önemli olan çalışma süresidir, dinleyici sayısı değil. Bir kişi de dinlese, canlı yayında 10 milyon kişi de dinlese çevirmenin iş yükü aynıdır; en geç yarım saatte bir değişerek, toplamda altı saati aşmayacak bir süre çalışmalıdır.

Fısıltı çevirisi için de tek tercüman yeterli olmaz

Bir diğer yanılgı fısıltı yapıldığında, yani çevirmen kabinden çıktığında daha az yorulduğudur. Tam tersine fısıldamak başlı başına daha yorucudur. Ayrıca kabinin mahremiyetinden çıkıp, insanları arasında iki büklüm oturarak çeviri yapmak hiç de rahat değildir. Sonuçta yapılması istenen yine simultane çeviridir; bu tıpkı aşçının elinden kepçesini alıp çorba servisine devam etmesini istemek gibi bir şeydir. Koca kazanı devirerek kaseye çorba koymak neyse, fısıltıyla çeviri yapmak da odur. Yine iki çevirmen kuralı geçerlidir; konusuna ve ortamına göre fark ücreti talep eden çevirmenler olabilir. Dragoman fısıltı yerine simulport adını verdiğimiz minik mobil cihazlar yardımıyla çeviriyi tercih etmektedir. Bu modern çağda dip dibe durmak şart değil; bir minik alıcı – verici tertibatı çok daha şık bir ortam sağlayacaktır.

Görerek çevirmek daha sağlıklıdır

Simultane çeviri kabini sahneyi ve konuşmacıları doğrudan, engelsiz görmelidir; ayağa kalkmaya veya eğilmeye gerek kalmayacak bir açıda yerleştirilmelidir. Çeviri kabininde tercümanlar minik bir LCD ekran aracılığıyla toplantıyı, daha doğrusu sunumları takip edebilmelidir. Simultane çevirmen dürbün kullanmak zorunda kalmamalıdır; rakamları, tarihleri, isimleri ve teknik terimleri hemen önündeki ekrandan izleyebilmelidir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.