* Bu yazı Dragosfer Dergi’nin 11. Sayısında yayımlanmıştı. 2019’a yaklaşırken ve memleketimiz yeniden enflasyonist bir ortama girerken, birkaç cümle ekleyerek konferans çevirmenlerinin ücretlerini ve çalışma koşullarını yeniden gündeme taşımak istedim. Fotoğraflar internetten alınmıştır. 

Sözlü çeviri, özellikle simultane (eşzamanlı) çeviri, çeviri mesleğinin en zor, en yüksek, en hassas alanlarındandır. Çoğu kaynak, simultane çeviri yeteneğinin doğuştan yatkın olmayı gerektirdiğini ve ortalama insan nüfusunun milyonda birinin bu yetenekle doğduğunu ifade etmektedir. Uluslararası Konferans Çevirmenleri Birliği (AIIC) verileri dikkate alındığında pratikte sözlü çeviriyle uğraşanların nüfusa oranının ülkeden ülkeye milyonda bir ile üç arasında değiştiğini görüyoruz. Türkiye ekonomisi hızla büyürken ve dünyaya açılırken çevirmen ihtiyacı da artmaktaydı. Peki her çevirmenden aynı kalite ve performans bekleniyor muydu bilemeyiz.

Şimdi ekonomik duraklama, hayat pahalılığı ve piyasalarda daralma kapıda. 2018 itibariyle sözlü çevirmenlere ödenen ücretler ve beklenen performans adil mi? 2019’da bizi neler bekliyor? Değişen piyasa dinamikleri ve hızla artan enflasyon karşısında ücretlendirme politikalarında iyileştirme nasıl yapılabilir?

Yeteneğin nadirliğine göre ücretlendirme adil mi?

Milyonda bir ulaşılacak bir yeteneğe sahip simultane çevirmenlerin ücretlendirmeleri adil midir? Nüfusta milyonda bir oranında bulunan diğer meslek grupları pilotluk, yarışçılık, şampiyon sporculuk, beyin cerrahlığı gibi alanlardır. Başarılı bir çevirmen, başarılı bir pilot kadar veya beyin cerrahı kadar kazanıyor mu? Ne yazık ki hayır. Bu kadar ince yetenek gerektiren ve bu kadar nadir bulunan bir mesleğe gençleri yönlendirmek istiyorsak, ücretlendirme politikalarını ciddi bir biçimde gözden geçirmemiz gerekiyor.

Daha net bir örnek vermek gerekirse, simultane çevirmen saniyenin dörtte biri kadar kısacık bir zamanda çeviri yapar. Yani saniyede dört kelime çevirir. Çoğu insanın birkaç kelimeyi bir araya getirmek için dakikalarca düşünmesi, kurgulaması gerekirken bu kadar hızlı düşünen, anlayan ve anlaşılır bir dille çeviren profesyonellere emeğinin ve yeteneğinin karşılığında hak ettiği ücreti vermek gerekiyor.

 

İş türlerine göre ödeme yapılıyor mu?

Öneren, bilen ve yapan olduğu gibi her çevirmenin her işin altından kalkabileceğini, en azından kurtaracağını sananlar da mevcut. Her doktor her hastaya bakamadığı, bir öğretmen her derse giremediği gibi çevirmen de her konuda aynı ustalıkla çeviri yapamaz.

İki devlet başkanı arasındaki görüşmeyi yapacak çevirmene, sen bu ülkede asgari ücret ne biliyor musun diye sorulamaz, ayıptır. Asgari ücretlik bir iş mi yapıyor çevirmen? Yurtdışında 20 farklı dilde tercüme yapılan bir kongrede Avrupalı çevirmenler 1000 Euro alırken Türk çevirmene sen 1000 lira al yeter denmemelidir.

Bizim önerimiz tahkim toplantıları, yönetim kurulları ve canlı ameliyat çevirisi gibi özel deneyimler için de ek ücret ödenmesidir. Bu tür işler gerçekten yorucu ve yoğun geçiyor, bilen bilir.

Ayrıca sahnede ardıl çeviri yapmak gibi bir nevi sunuculuk görevlerinde, bir sunucu kadar olmasa da çevirmen ücretinin en azı iki katı seviyesinde ücret verilmelidir.

İş uzamaları kesinlikle ek ücrete tabi olmalı ama bile bile uzayacak işe tek tercüman istenmemeli veya bir günlük iş deyip, 9 – 5 yapılacak bir görevi akşam yemeklerine sarkıtmamalıdır. Ücret kadar çalışma süreleri ve genel çalışma standartları da mühimdir, hatta bazen daha mühimdir. En yukarıdaki fotoğrafa lütfen dikkatle bakın, konferans çevirmenleri minicik kabinlerde hayatlarını geçiriyorlar. Bu kabin için istediğimiz birkaç standart var (net ve pürüzsüz duyacağımız ses, gözü yormayan ışık, ferah havalandırma, makul ebatlar, dijital ekran, sağlam masa, internet, elektrik, su ve kahve); onları çok görmeyiniz.

Ülkelere göre farklı ücretler istenebilir mi?

Ekonomi ve ticaret küreselleştikçe, konferans çevirmenliği mesleği de küreselleşiyor. Her iş kolunda olduğu gibi, çevirmenlerin ücretleri de ülkelere göre farklılık göstermektedir.

Örneğin İtalya’da 400 – 550 Euro arası piyasa oturmuşken Fransa’da 650 Euro ve üstü, Almanya’da 800, İsviçre’de 1000 Euro ve üzeri ücretler konuşulur. Profesyonel çevirmen başka ülkelerden iş kabul ederken o ülkelerde fiyat kırmamaya, meslektaşlarının piyasasını bozmamaya özen göstermelidir.

İşverenler de genç çevirmenlerin acemiliğini sömürüp 1000 Euro’luk tahkim çevirisini 100 Euro’yla kurtarmaya çalışmamalıdır.

Satınalmacıların fiyat optimizasyonu mantığı bir noktaya kadar anlaşılabilir belki ama milyonda bir bulunan bir yeteneğin istihdamını satınalma mantığıyla yapmaya biz şiddetle itiraz ediyoruz. Yeteneğe, akla, bilime, sanata değer vermeyeceksek, neye vereceğiz ki?

Son 10 yıllık enflasyon karşısında ücretler ne durumda?

Ülkemizde son on yıldır simultane çeviri ücretleri enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Erimenin yavaşlığı alışmayı kolaylaştırdı sanırım ama 2018 tam bir şok etkisi yaptı diyebiliriz. Resmi enflasyon rakamları %25’lere giderken, ücretlerde en azından enflasyon oranında iyileştirme yapmak kaçınılmaz görünüyor.

Meslektaşlarımıza danıştığımızda, 2000 yılında bir günlük ücretle satın alınabilen malların, bugün iki hatta üç günlük ücretle edinildiğini söylüyorlar. Demek ki ücretin satın alma gücü neredeyse üçte bir oranında azalmış. En çok talep gören İngilizce dilinde son altı yılda ücretler sadece %10 oranında artış göstermiş ki bu reel anlamda gelirin yarı yarıya azalması demek. Pek çok çevirmen, daha çok iş alarak, akşamları ek yazılı çeviri yaparak gelir seviyesini dengelemeye çalışıyor.

İş güvencesi açısından ücret artışının mantığı

Simultane çeviri çok yorucu bir meslek. Düşünün, bir tercüman tek başına bir saatten daha uzun süre çeviri yaptığında mental blokaj baş gösterebiliyor; yani çevirmen tamamen kilitlenebiliyor. Her hafta, her gün, arka arkaya, farklı konularda yapılması sağlık açısından risklidir.

İster simultane ister ardıl çeviri yapsın, konferans çevirmenlerinin sabit maaşları ve sosyal güvenceleri yoktur; gündelik kazançlarıyla geçinirler. Sağlık sigortalarını kendileri öderler, pek çoğu vergi mükellefidir, yani bir muhasebeci yardımıyla her ay vergi verirler. Maaşlı çalışmadıkları için emeklilik tasarruflarını yapmaları gerekir. İşsiz kalırlarsa işsizlik maaşı alamazlar, kıdem ve ihbar tazminatları gibi güvenceleri de bulunmamaktadır.

İngilizce, Arapça, Rusça gibi dillerde daha sık iş bulunur belki ama İtalyanca, Japonca, Çince, Yunanca, Bulgarca, Hintçe için aynı şeyi söyleyemeyiz. Peki genç yetenekleri simultane çeviri yapacak düzeyde bir dil öğrenmeye, ayda iki defa birkaç yüz lira kazandırarak mı özendireceğiz? Bu mantıkla bakarsak ülkemizde yaygın diller hariç iyi çevirmen kalmaz, yeniden 90’larda olduğu gibi çevirmenleri yurtdışından getirmeye başlarız.

Yaşam standartları açısından ücretleri düşünürsek

Konferans çevirmeni her gün çalışıyorsa farklı uzmanlık alanlarına, terimlere, kavramlara yeterince hazırlanması mümkün değildir. Demek ki her gün çalışan çevirmen, deneyimiyle bir nebze durumu kurtarsa da, aslında işin kalitesinden ödün veriyordur veya özel yaşamından, ailesinden, çocuğundan, gece uykusundan feragat gösteriyor, müşteriyi memnun etmek ve aylık en azından belli bir kazancı garantilemek uğruna gençliğini ziyan ediyordur.

Çevirmenlerin çoğu görev için seyahat mecburiyeti vardır. Yol ayrıca yorar. Çoğu meslektaşımız kadındır. Bugün bir fön 30-40 lira olmuşken, hem bakımlı çevirmen isteyip hem de ufak paralarının pazarlığını yapmayı gerçekten anlayamıyorum.

Çevirmenlerin toplantıya uygun kıyafetle gelmesi bekleniyor. Haftada iki defa 700 TL’ye çalışan bir genç, ev kirası mı ödesin, yoksa güzel bir takım elbise mi alsın?

Genç bir çevirmen, kendini, dillerini geliştirmek için Avrupa’da bir yaz okuluna katılsa, 5000 Euro masrafı olur. Hangi kazançla yeteneğini geliştirecek?

Bilgisayar ve elektronik masrafları astronomik seviyelere geldi. En lüksünde gözümüz yok ama orta karar bir cihaz almak bile tasarruf etmeyi gerektirecekse, sabit maaşı olmayan bir kişi bu meslekten soğur.

Peki ya deneyimli çevirmenler? Çocuklarının iyi bir eğitim almasını istiyorlarsa bunun yıllık masrafının çocuk başına 20 – 30 binlerden başladığını hepimiz biliyoruz. Nereden gelecek bu para?

Vergilendirme açısından ücretler yeterli mi?

Kesinlikle değil. Profesyonel çevirmenler serbest meslek erbabıdır; ücret karşılığında makbuz keserler. Her yaptıkları işten %18 KDV ve %20’den başlayan oranlarla gelir vergisi öderler. Gelir vergisi dilimleri tüm mesleklerde geçim standartlarının altında kaldığı için de ödedikleri vergi oranı yüzde 35’i bulur.

Yüzde 35 korkunç bir oran sevgili dostlar. Yazılarımı Ankara’dan okuyanlar var biliyorum. Ne olur çevirmenler başta olmak üzere sanat ve bilim üzerindeki vergiler ivedilikle gözden geçirilsin.

Ödeme vadelerinde iyileştirme yapılabilir mi?

Hassas ve büyüyen bir yaramızdır. Kriz var biliyoruz ama lüks otelde toplantı yapıp, yüzlerce kişiyi ağırlayıp çevirmen ücretini şirketimizin vadesi iki ay diyerek ertelemek bizi ne kadar yoruyor anlatamam.

Kurumsal iletişimcilerden ricam bu konuyu şirket yönetimleriyle görüşmeleri. Çevirmen ücreti ben bu mesleğe başladığımda peşin ödenirdi. Sonra işler o kadar çoğaldı ki haftalık fatura keselim, proje bazlı keselim, ay sonunda hepsini öderiz modeli gelişti.

Bu modeller işler çokken, enflasyon yokken, dolar 1.4 iken makuldü, bugün değil. Bir iş için aranıyoruz, tek çevirmen çağrılıp iki saat rica minnet psikolojik baskıyla çalıştırılıyoruz sonra da ödeme için her hafta aramak zorunda kalıyoruz. Yaşanan budur, kimse kusura bakmasın. 20 yıldır sektördeyim, hiç bu kadar ödemelerin sarktığı bir yıl görmedim.

Büyük kurumlarımıza, ciddi organizasyon firmalarına, yıllardır kongre ve MICE sektörünü omuzlayan dostlarımıza sesleniyorum; simultane çevirmen ödemelerini yeniden peşine çekelim. Peşin olmuyorsa haftasında ödensin. İki ay, üç ay, bir günlük işin ödemesini beklemek olmuyor. Sonuçta çevirmenin de kirası var, çocuğu var, eşi var, özel hayatı var.

Serbest çevirmenlik ve piyasaların serbestleşmesi ücretleri etkiliyor mu?

Türkiye’de konferans çevirmenliği yapan 300 kişi var mı bilemiyorum, 150 isim sayabilirim sanıyorum. Peki Google’da simultane çeviri diye arayınca kaç şirket çıkıyor, en az 500.

Aynı iş beş firmadan gelir oldu. Bu kadar serbestlik fiyatları düşürüyor.

Ayrıca her çeviri şirketinin önceliği farklı. Kimisi kendine simultane çeviri sistemi almış. Hem sistemden hem çevirmenden kazandığı için çevirmen ücretinde esneyebiliyor.

Kimi şirket simultaneyi sadece prestij olsun, müşterisinin işi görülsün diye veriyor. Bu firmalar sözlü çeviri piyasasının dinamiklerine hakim olmadıklarından, asıl işleri de sözlü çeviri olmadığından fiyat korumak gibi bir öncelikle hareket etmiyorlar.

Bazı şirketler de sözlü çeviri piyasasında yer kapmak istiyor. Önce kendimizi tanıtalım, her koşula razı olalım, sonra standartları yükseltiriz hayali kuruyorlar. Tabii bu hayaller kaçınılmaz birer kabusa dönüşüyor çünkü ucuz malın ucuz alıcısı olur.

Eskiden dernek fiyatları açıklanırdı. Dernek üyesi olsan da olmasan da bir referans noktasıydı. Şimdi yine böyle bir referans noktasına ihtiyaç var. Mesela devletimiz, yani bakanlıklarımızdan biri, resmi görevlerdeki çevirmenlerin yapacağı iş türlerine göre alacakları ücretleri bir tablo halinde yayımlayabilir.

Serbest çevirmenlere, çalıştıkları şirketlerde seçici olmalarını öneriyorum. Meslek standartları koruyan ve yükselten ajansların dışına çıkmamak lazım.

Serbest çevirmenlere aynı işe aynı firmayla gitmeye devam etmelerini de öneriyorum. Aynı iş başka firmalardan geliyorsa bilin ki çeviri şirketleri kendi aralarında fiyat rekabetine girmiştir. O gün işi kapabilirsiniz, kısa günün karı diyebilirsiniz. Ama yıl sonunda ücretleri artırmaya geldiğinde, fiyatları kıranlara verdiğiniz destekler yüzünden hak ettiğiniz ücret artışını alamayacak duruma düşersiniz. Hem piyasanın kızışmasına aldırma, işi kapmaya bak, hem de sonra zam bekle, nasıl olacak, nereden gelecek o zam?

Diyebilirsiniz ki beni çeviri şirketinin kazancı ilgilendirmez ben kendi parama bakarım. O zamanda çeviri şirketleri para kazanmak için ucuz çevirmene veya ucuz ekipmana yönelir. Kaybeden sektör olur, hepimiz oluruz. Çalışma koşulları bencillikle, bireysellikle değil, örgütlü mücadeleyle, herkesin kazanacağı anlaşmalarla, birbirinin işine ve kazancına saygı duymakla yükselir. Herkes iş kapmaya bakarsa ne standart kalır, ne de artı değer.

İş aynı firmada kalırsa, her yıl ücretler karşılıklı müzakere edilebilir. İş ortalığa düşmüşse kiminle ücret pazarlığı yapacaksınız ki? Kimse size söz veremez, verdi diyelim iş ondan gider başkasına.

İşler, mesleği ve çevirmenleri ön planda tutan ajanslarda kalırsa ki bu ajanslar daha çok bir sekretarya mantığıyla çalışırlar, bu çeviri sekretaryalarının nakit akışları da daha düzenli olur. Her gün birden fazla çevirmenin işinin ödemesi aynı havuza akar. Unutmayın ki çeviri şirketlerinin her ay sabit masrafları var. Ayrıca aynı iş aynı firmada kaldıkça nihai müşteriyle çalışma koşullarını iyileştirecek şekilde görüşme şansı olur. Çeviri firmaları sürekli müşteri kaybı yaşarlarsa masraflarını çıkartamazlar, siz de benim ödemem neden gelmiyor diye sorar durursunuz.

Ben bu durumu bir ırmağın akışına benzetiyorum. Akışı korumak lazım, çünkü su yatağını kaybedince dağılıyor arkadaşlar. Sonrası ya çamur ve balçık veya kuraklık.

Akışı korumak için bir arada durmak, meslektaş dayanışması yapmak şart.

Farklı dillerde ücretlendirme nasıl?

İngilizce dilinde ücretler yatay seyrederken Arapça ve Rusça artışta; özellikle Arapça sürekli rekor tazeliyor. Arapça çevirmenlerin gelirlerini enflasyonun üzerinde artırdıkları söylenebilir. Sayıları az olmakla beraber Çince ve Japonca simultane yapanlar İngilizce çevirmenlerin iki-üç katı gelir elde ediyor. Ayda sadece birkaç gün çalıştıkları için ve konuştukları dil zor edinildiği için bunu normal karşılıyoruz.

Tek başına Çince çeviri yapan çevirmenin kendi ücretini belirleme hakkına saygılıyız elbette. Ancak, bir konferansta Arapça, Rusça, Çince, İtalyanca ve İngilizce çeviri yapılıyorsa; en çok yorulan, katılımcıların çoğunluğunun dinlediği, soru cevap oturumlarında dahi dinlenmeden, hiç durmadan çalışan ekip İngilizceciler oluyor. Ve maalesef en düşük ücreti bu çok dilli ekip içerisinde yine İngilizceciler alıyor ki bu da adil değil. Çok dilli konferanslarda tüm ekibe eşit ücret ödenmeli. Tek başına, her hafta iş verilen İngilizceciye daha düşük ücret önermeyi normal karşılayabiliriz; ama diğer dillerdeki meslektaşlarıyla aynı işte çalışıyorsa, aynı konferansın çevirmeniyse, Arapçacıdan daha düşük ücret önermek doğru değildir.

Genç çevirmenlerin rekabeti piyasayı düşürüyor mu?

Genç çevirmenlerin, deneyimli büyüklerine kıyasla daha düşük bir ücrete razı olmalarını doğal karşılamak lazım. Ama deneyimli çevirmen daha yüksek rakam istiyorsa buna da şaşırmamak gerek.

Hayata yeni başlayan bir gencin ümitleri, hayalleri var. Yaşam standardı ve temel harcamaları görece daha düşük. Oysa on beş yıldır çevirmenlik yapan çocuklu bir profesyonelin masrafları bu gençten birkaç kat fazla. Meslekte geçirdiği onca yıldan sonra emeklerinin karşılığının günlük ücretine yansımasını bekliyor, doğal olarak.

AB kurumlarında ve Birleşmiş Milletler satın alma kriterlerinde genç çevirmenlere önerilen ücretler deneyimli büyüklerinin %30 kadar altındadır, doğru. Ama bu kurumlara çalışanlar yılda 100 gün iş alıyorlar. Siz bir gence 100 günü geçtim 10 günü garanti etmeden ucuza iş vermeye çalışıyorsanız bunun adı fırsatçılıktır.

Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi genç çevirmenlerin kendilerini geliştirmek için mutlaka yurtdışındaki eğitimlere katılmaları gerekir. Bu eğitim masraflarını mevcut piyasa ücretleriyle biriktirmeleri ne yazık ki mümkün değil.

Kademeli ücretlendirme modelleri

Yukarıda farklı başlıklar altında çevirmen ücretlerinin duruma göre değişebileceğinden bahsetmiştim.

Sözlü çevirmende asgari kaliteyi sağlamak için bölüm/yüksek lisans mezunu olmak, tercihen yurtdışında ve küçük yaştan itibaren yabancı dilde eğitim görmüş olmak, profesyonel çevirmenlerle 100-150 işgünü sözlü çeviri yapmış olmak gibi temel şartları aramak lazım. Bu şartları sağlayan çevirmenlerin kabul edilebilir kalite düzeyinde olacaklarını söyleyebiliriz.

Peki bunun ilerisi var mıdır? Yani tıp çevirmeni, hukuk uzmanı, finansçı çevirmen, CEO tercümanı gibi unvanları konuşabilir miyiz? Gayet tabi konuşabiliriz ve bu tür artıları olan profesyonellere “plus” koşullarda ücret önermek doğaldır. Yani günlük bir toplantıyı, şirket içi eğitim programını veya tesis ziyaretini yapacak çevirmenle, milyon dolarlık sözleşmeyi çevirecek, binlerce kişinin katıldığı kongrede çeviri yapacak kişi aynı kişi değildir. Bir cerrahi kongresinde veya tahkim toplantısında çeviri yapmak çok daha zordur, uzun yılların deneyimini ve bilgisini gerektirir.

Zaten piyasada bu yönde bir beklenti oluşmaktadır. Bizden CV isteyen müşterilerimiz, çalıştığımız çevirmenlerin deneyimlerini, eğitimlerini, referanslarını görünce ücret pazarlığını kesmektedir. Demek istediğim, en katı satınalmacı da bile deneyimin karşılığı var.

Sektörde isim yapmak çok önemli; öyle ki özel toplantılarında müşterilerimiz bazen iki katı yüksek bütçeyle en üst düzey çevirmenleri aylar öncesinden rezerve ediyor, business class uçak biletlerini alıyor, hatta kendi özel jetlerini bile tahsis edebiliyorlar.

Video çeviri ve telekonferans

Son yıllarda internet ve telefon bağlantılarının yaygınlaşması, hızlanması ve ucuzlamasıyla yeni bir çeviri türü çıkmıştır. Çin’deki müşterisine, Dubai’deki müdürüne, hastanedeki doktoruna video konferansla bağlanıp çevirmenle iletişim kurmak bugünün teknolojisiyle mümkündür.

Bu tür çeviriler kabaca ikiye ayrılıyor: simultane olanlar ve olmayanlar. Simultane olanlarda çevirmen seyahat etmiyor, evinden veya bulunduğu şehirdeki bir toplantı odasından çeviri yapıyor. Yaptığı çeviri internet üzerinden kilometrelerce öteye iletiliyor. Bu tür işlerde çevirmen işin yapıldığı ülkenin piyasasına göre ücret alıyor. Örneğin iş İtalya’daysa ücret İtalya şartlarında oluyor. Müşterinin kazancı otel ve yol masrafları, çevirmenin kazancı Euro. Bence gayet adil.

Simultane olmayanlar genellikle hastane, polis, göç merkezi gibi kurumlarda dil asistanlığı şeklinde gerçekleşiyor. Video sinyalinin zayıf olduğu noktalarda telefonla çeviri gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu modelde çevirmene dakika başına veya seans başına ücret ödeniyor. Açılışı için minimum sabit bir ücret belirleniyor ve sonra her 10-15 dakika için kontör yöntemiyle ücretlendirme devam ediyor. Kısa, günlük haberleşmelerde video/tele çeviri yönteminin katlanarak büyümesini bekliyoruz.

Bu uzun yazı, aslında konunun önemi karşısında kısa kalıyor inanın. Milyonda bir ulaşılan yeteneklerin ücretlendirmesinin daha gerçekçi olmasını, gençleri özendirici, deneyimlileri ödüllendirici seviyelere gelmesini yürekten diliyoruz.

Yukarıda muhtelif açılardan irdelediğimiz ücretlendirmede adalet perspektifiyle 2019 başından geçerli olmak üzere sözlü çeviri ücretlerinde en azından enflasyon oranında (%25 – 30) artışa hazır olmalı, çevirmen seçerken deneyim ve uzmanlık kriterlerini ön planda tutmalı ve özel işlerde özel ücretler ödeme yaklaşımına açık olmalıyız.

Yazar: Ümit Özaydın

Editör: Kübra Konakbay